0-18 Yaş Çocuk Gelişimi Evreleri
Bir bebeği kucağınıza aldığınızda, aslında bitmemiş bir “projeyi” devralırsınız. Çoğu ebeveyn, çocuğun doğumdan itibaren her şeyi anladığını ama sadece konuşamadığını sanır. Keşke öyle olsaydı! Oysa çocuk gelişimi, beynin ve bedenin yıllar süren, bazen sancılı bazen mucizevi bir güncelleme sürecidir.
Ebeveynlerin en sık düştüğü hata, çocuklarını kendi yaşıtlarıyla veya -daha kötüsü- komşunun “dahi” çocuğuyla kıyaslamaktır. “Onun çocuğu yürüdü, benimki neden emekliyor?” sorusu, kaygının başlangıcıdır. Bir psikolog olarak şunu söylemeliyim: Gelişim bir yarış pisti değildir, kendine has durakları olan bir yolculuktur. Bu yazıda, Piaget’den Erikson’a uzanan bilimsel verilerle, çocuğunuzun hangi yaşta hangi “bölüm canavarıyla” savaştığını ve ona nasıl yardım edebileceğinizi konuşacağız.
0-2 Yaş Bebeklik: Dünyaya Güvenmeyi Öğrenmek
Burası her şeyin başladığı yer. Jean Piaget bu döneme Duyusal-Motor Dönem der. Bebekler bu evrede düşünmezler, sadece hissederler. Dünyayı ağızlarıyla, elleriyle ve gözleriyle keşfederler. Her şeyi ağzına götürmesi yaramazlık değil, veri toplama yöntemidir.
Bu dönemin en kritik psikolojik görevi, Erik Erikson’un dediği gibi “Temel Güven vs. Güvensizlik”tir. Bebek ağladığında bakıcısı geliyor mu? Karnı doyuyor mu? Eğer cevap “Evet” ise, bebek “Dünya güvenli bir yer ve ben değerliyim” kodunu yazar. Eğer ihmal edilirse, hayat boyu sürecek bir kaygı temeli atılır.
Ayrıca bu dönemde Nesne Sürekliliği kazanılır. 6 aylık bir bebek için “cee-eee” yaparken yüzünüzü kapattığınızda siz yok olursunuz. Ama 1 yaşından sonra, siz odadan çıksanız bile geri geleceğinizi bilir. İstanbul psikolog seanslarımda, ayrılık kaygısı (anneden kopamama) yaşayan yetişkinlerin kökenine indiğimizde, genellikle bu dönemdeki güvenli bağlanma eksikliklerini görürüz.
2-6 Yaş İlk Çocukluk: “Hayır” Dönemi ve Oyunun Gücü
Hoş geldiniz, meşhur 2 Yaş Sendromu’na! (Ki aslında bu bir sendrom değil, sağlıklı bir gelişimdir). Çocuk artık yürümeye ve konuşmaya başlamıştır, yani “Ben buradayım ve senden ayrıyım!” demek ister. Bunun yolu da size bol bol “HAYIR!” demekten geçer. Bu inatlaşma, kişiliğin ilk tohumlarıdır.
Piaget’ye göre bu, İşlem Öncesi Dönem’dir. Çocuklar bu evrede Benmerkezci (Egosantrik) düşünürler. Dünya onların etrafında döner. Güneş onları ısıtmak için doğar, anne onları sevmek için vardır. Paylaşmayı bilmemeleri “bencil” olduklarından değil, henüz başkasının perspektifini algılayacak beyin donanımına sahip olmadıklarındandır.
Bu dönemde oyun, çocuğun ana dilidir. Mış gibi oyunlar (doktorculuk, evcilik) zeka gelişiminin zirvesidir. Tuvalet eğitimi de bu dönemde (Freud’un Anal Dönemi) kritik bir savaştır. Maltepe psikolog ofisimde ebeveynlere hep şunu söylerim: Tuvalet eğitimi sadece kaka yapmakla ilgili değildir; çocuğun vücudu üzerinde hakimiyet kurduğu ilk alandır. Çok baskıcı olursanız, ileride takıntılı veya cimri; çok gevşek olursanız dağınık bireyler yetiştirebilirsiniz.
6-12 Yaş Okul Çağı: Başarı, Kıyaslama ve Mantık
Okul zili çalar ve oyun değişir. Artık çocuk sadece ailenin prens/prensesi değildir; sınıftaki 30 çocuktan biridir. Piaget buna Somut İşlemler Dönemi der. Artık mantık devreye girer, matematiksel işlemler yapılır, neden-sonuç ilişkileri (yağmur yağarsa yerler ıslanır) kurulur.
Erikson’a göre bu dönemin krizi Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu’dur. Çocuk kendini akranlarıyla kıyaslamaya başlar: “Ahmet benden hızlı koşuyor”, “Ayşe daha güzel okuyor”. Eğer çocuk bu dönemde sürekli eleştirilir veya “tembel” etiketi yerse, ömür boyu sürecek bir yetersizlik hissi (aşağılık kompleksi) geliştirebilir.
Benim ilkokulda resim dersinde “Beceremiyorsun” diyen öğretmenim yüzünden yıllarca elime kalem alamadığımı hatırlıyorum. Bir yetişkinin tek bir cümlesi, çocuğun iç sesine dönüşebilir. Bu dönemde ebeveynin görevi, sadece notlara odaklanmak değil, çocuğun iyi olduğu bir alanı (spor, müzik, arkadaşlık) bulup parlatmaktır. Her çocuk matematikte iyi olmak zorunda değildir ama her çocuk “başarılı hissetmeye” muhtaçtır.

12-18 Yaş Ergenlik: Kimlik Krizi ve Beyin Tadilatı
Ve final bölümü: Ergenlik. Ebeveynler için “Çocuğumu uzaylılar kaçırdı, yerine bu öfkeli genci bıraktı” dönemi. Bilimsel olarak haksız sayılmazlar; çünkü ergen beyni, kelimenin tam anlamıyla “tadilat”tadır. Prefrontal korteks (mantık merkezi) yeniden yapılanırken, Amigdala (duygu merkezi) aşırı aktiftir.
Piaget’nin Soyut İşlemler Dönemi’dir burası. Gençler artık adalet, özgürlük, aşk gibi soyut kavramları sorgular, felsefe yapar ve tabii ki otoriteyi (sizi) eleştirir. Erikson’a göre ise temel soru şudur: Ben Kimim? (Kimlik Kazanımı vs. Rol Karmaşası).
Bir gün “Rapçi olacağım” deyip ertesi gün “Doktor olacağım” demeleri normaldir. Onlar kostüm dener gibi kimlik denerler. Bu süreçte akran onayı, ebeveyn onayından daha önemlidir. Ebeveynler genellikle “Arkadaşına uydu” der ama ergen için arkadaşına uymak, hayatta kalma meselesidir. Çatışma kaçınılmazdır ama sağlıklıdır. Çocuğunuz sizinle çatışabiliyorsa, size güveniyor demektir. “Beni terk etmeyeceklerini biliyorum, o yüzden sınırları zorlayabilirim” der bilinçaltı.
Sonuç: Mükemmel Ebeveyn Yoktur, Rehber Vardır
Çocuk gelişimi, düz bir çizgi değildir; bazen iki adım ileri, bir adım geri gidilir. Önemli olan o adımların ritmine ayak uydurmaktır. Çocuğunuzu bir heykeltıraş gibi yontmaya çalışmayın; o zaten içindeki tohumun potansiyelini taşıyor. Siz sadece bahçıvan olun; suyunu verin, güneşini sağlayın ve yabani otları temizleyin.
Unutmayın, her gelişim evresinin bir sonu var (evet, ergenlik de bitecek!).
Eğer çocuğunuzun gelişiminde bir takılma seziyorsanız, öfke krizleri veya içe kapanma gibi durumlarla baş edemiyorsanız, Mini Psikoloji olarak hem çocuk gelişimi odaklı terapilerimizle hem de ebeveyn danışmanlığımızla yanınızdayız. Gelin, bu büyüme macerasını birlikte kolaylaştıralım.

